
Karanlığa Vuran Deniz

Karanlığa Vuran Deniz
Ümit Akdemir
Her hikâye bir sesle başlar… Kimi zaman bir çocuğun gülüşüyle, kimi zaman bir kapının kapanışıyla, kimi zaman da bir dalganın kıyıya vuruşuyla başlar. Ama hikâyem, Karadeniz’in karanlık bir gecesinde, dalgaların içime fısıldadığı bir sessizlikle başladı. Karadeniz… Yüzeyi kimi zaman bir ayna kadar duru, kimi zaman bir mezar kadar karanlık. İnsan bazen denize bakar ve kendi içinin fırtınasını görür. Bazen de en sert dalga bile, kalbin içindeki çığlığa dokunamaz. Bu kitap suskun kalmış kalplerin, yarım bırakılmış cümlelerin, kabuk bağlamayan yaraların hikâyesidir. Elifsu’nun kaybolmuş, Mert Ali’nin taşımak zorunda kaldığı yükler ve geçmişin kimsenin tahmin etmediği kadar derin bir iz bırakışı… Ben bu satırları yazarken Karadeniz’in rüzgârı saçlarımı değil, içimdeki anıları savurdu. Bazen durdum, bazen nefes alamadım, bazen bir karakterin tek bir cümlesinde kendi kalbimin sızısını duydum. Ama yine de yazdım. Çünkü bazı hikâyeler, yazılmadığında insanın içinde çürür;
Künye:

